28 Aralık 2009 Pazartesi

RALF Beslenme Sistemini Seçmek için 40 Neden

RALF Beslenme Sistemi (Raw and Living Foods - İşlenmemiş Canlı Gıdalar)

Maksimum düzeyde sağlık, gençlik ve güzellik için;mümkün olduğunca organik bitkisel ürünün, gıdaların besin değerlerini neredeyse tamamen yok edici herhangi bir işleme maruz kalmadan, en besleyici haliyle yani canlı -geleneksel tarzda pişirilmemiş- olarak tüketimini öneren bir yaşam biçimidir.


İşte RALF'i seçmek için 40 Neden:

1. Yataktan tamamen uyanık, daha önce hiç olmadığınız kadar göz alıcı derecede canlı ve sağlıklı kalktığınızı hayal edin!

2. RALF birçok hastalığın kolaylıkla iyileştirilmesinde etkili olup, çok ciddi hastalıklarda bile tedavi sürecine önemli derecede olumlu destek olur.

3. RALF ile fazla kilolar kendiliğinden eriyip kaybolur!

4. RALF ile zamanı geri döndürerek gençleşmek bile mümkün!

5. RALF ile hücrelerinizi ve vücudunuzu sadece canlı gıdaların içerdiği canlı vitamin, mineral, enzim ve diğer hayat veren maddeler ile besliyorsunuz. Hayatınıza hayat katan bu değerli besin maddeleri pişirilmiş gıdalarda maalesef büyük ölçüde hasar görmüş ya da tamamen yok olmuştur.

6. Gıdalar 46 derecenin üzerinde pişirildiğinde, yediğiniz yemekte artık CANLI ENZİMLER YOKTUR!

7. Vücudun her işlevi için enzimlere ihtiyacı var. Nefes almak, hareket etmek, konuşmak ve benzeri herşey için CANLI ENZİMLERE ihtiyacımız var, HAYAT için CANLI ENZİM GEREKLİ! Bu bilgiden sonra gıdaları pişirerek, enzimlerini yok ederek, yer miydiniz? Düşünün bir kez enzimleri mi yok ediyoruz, yoksa kendimizi mi?

8. Üstelik RALF sağlıklı, güzel bir hayat için canlı gıdaları önerirken muzlu kremalı tarttan vazgeçin yerine canlı gıdalarla hazırlanan her şeyi tadını çıkararak doya doya yiyin diyor...

9. RALF tatlıları o kadar zengin çeşitli ve yararlı ki dilediğiniz kadar yiyebilirsiniz! Hem de hiç suçluluk duymadan ve daha da önemlisi KİLO ALMADAN!

10. Gıdaları pişirdiğinizde ilk kaybedilen şey içerdikleri besin değeri yüksek ÖZSUlarıdır. Oysaki vücudumuzun %60-%75'lik bölümü sudan oluşmuştur ve canlıdır, yani CANLI besine ihtiyaç duyar. Üstelik sebze ve meyveler doğal hallerinde bu CANLI özsular ile doludur.

11. Geleneksel yöntemlerle pişirdiğimiz gıdalardaki proteinin yaklaşık %50'si pişirme sırasında yok olmaktadır. Pişirmenin gıdaya verdiği zarar bununla da kalmaz. Proteinin yanı sıra vitamin ve minerallerin de yaklaşık %50-%80'i de yok olur. Bu durumda ne yiyoruz, pişmiş boş bir balon mu?

12. Gıdalar pişirilirken oksijenlerini kaybederler ve serbest radikaller oluşur, ki vücudumuzun sağlığını korumak için hücrelerimizi tehdit eden bu zararlılara da ihtiyacı olmadığını gayet iyi biliyoruz!

13. Pişmiş yağlar ile canlı yağlar arasında çok büyük bir fark vardır! Pişmiş yağlar vücutta depolanabilirken, canı yağlar normal şartlar altında kolaylıkla vücuttan atılabilir.

14. Obezite, yüksek kanser oranları, kalp krizleri, böbrek yetmezliği, yüksek tansiyon, yüksek kolestrol, kalp hastalıkları, kan ve damar hastalıkları ve tüm diğer hastalıkların yağ ile ilişkisi üzerine yapılan araştırmalar bu hastalıkların görüldüğü hastaların ağırlıklı olarak pişmemiş değil, pişmiş yağ tükettiklerini göstermektedir.

15. Avokado, zeytin, hindistan cevizi, kalın kabuklu fındık, ceviz gibi yemişler ve çekirdeklerin içerdiği ham -pişmemiş yağlar- sağlıklı bir beslenmenin vazgeçilmez temel unsurlarındandır. Bu yağlar değişik antioksidanlar içerdikleri gibi, kemiklere, sinirlere ve eklemlere destek olan yağlar da içermektedir.

16. İşlenmemiş-pişmemiş- bitkisel yağlar vücudun kilo almasına sebep olmazlar; çünkü pişmemiş yağlardaki lipaz enzimi yağların sindiriminin sağlanması için gerekli olan enzimdir. Bu nedenle lipaz enziminin aktif olması için; fındık, fıstık gibi yemişlerin kavrulmamış, çiğ, olması, çiğ tüketilmesi çok önemlidir.

17. Yağları pişirmek içlerindeki lipaz enzimini yok ettiği için, vücudumuzda yeterli enzim rezervi ve/veya üretimi de yoksa KİLO almak KAÇINILMAZ olur. Çünkü lipaz enzimi olmadan vücudumuz yağları sindiremez. Üstelik pişirme sırasında yok olan sadece bu enzim değildir! Diğer çok önemli enzim, vitamin ve mineraller de pişirme sırasında yok olmaktadır.

18. Tüm canlı gıdalar filizlendirilerek yetiştirilebilir, yani hepsi HAYAT DOLUdur!

19. RALF ile beslenen insanlar arasında en sık görülen his "hafiflik, sürekli ve doğal bir biçimde hayatından memnun olma halidir!"

20. RALF Beslenme Sistemi’nde gıdalar işlem görmemiş, ısıtılmamış, pişirilmemiş veya gıdaya zarar verebilecek türde herhangi bir işleme tabi tutulmamıştır. Özetle RAFL gıdaları tam anlamıyla hiçbir besin değerini kaybetmemiş "DOĞAL halinde olduğu gibi TAM GIDA"lardır.

21. Vejeteryan ve vegan da dahil olmak üzere hiçbir beslenme sistemi sağladığı SAĞLIKLI GÜZELLİK ve CANLILIK açısından RALF Beslenme Sistemi uygulama sonuçlarının yanına bile yaklaşamaz, çünkü sistem olarak tamamı CANLI olmak için CANLI, TAM BESİN üzerine odaklanmış başka bir beslenme sistemi yoktur.

22. Canlı gıdalar CANLI, HAYAT DOLU insanlar, ölü gıdalar ise cansız, kolay hastalanan ve kolay yaşlanan insanlar demektir.

23. RALF Beslenme Sistemi insanı gençleştirebilir ya da en azından yaşlanmayı yavaşlatarak geciktirebilir. Bunun en önemli sebebi RALF ile önerilen gıdalarda yüksek miktarda bulunan belli vitamin, mineral ve antioksidanlardır.

24. RALF Beslenme Sistemi'ni seçen birçok insan hayatlarında ilk kez çok sağlıklı olmanın, çok iyi hissetmenin ne demek olduğunu anladıklarını söylemişlerdir.

25. RALF zihinsel performansı fark edilir derecede yükseltir. Konsantrasyon gücünü artırır, zihni açar, vücudunuzdaki yorgunluğu kovar!

26. RALF ile kişi sadece birkaç gün içinde bile daha iyi bir ruh haline kavuşur, daha iyi hissetmeye başlar, varsa zihin dağınıklığı/bulanıklığı hızla ortadan kalkmaya başlar.

27. RALF kişinin kısa sürede daha enerjik, daha kolay konsantre olabilen-odaklanabilen-, daha az yorulan ve aynı zamanda daha huzurlu biri olmasını sağlar.

28. RALF ile vücut kendi kendini bir yandan onarırken bir yandan da yeniden şekillendirir, ihtiyacı olmayan fazlalıkları atmaya başlar.

29. RALF kişiyi çok kısa sürede (15 gün-2 ay) fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal olarak her anlamda olumlu şekilde etkiler.

30. Yeterince iyi bakılmamış bir vücut RALF ile biraz ilgi gösterildiğinde bile kendini onarıp iyileştirerek tekrar tam ve sağlıklı olmak için deli gibi çalışır.

31. Yaşlandıkça vücudun doğal enzim kaynakları tükenmeye başladığı için vücut oluşan enzim ihtiyacını aldığı besinlerle takviye etmeye çalışır ki bu noktada RALF çok kısa sürede hızla sonuç alınması açısından oldukça etkilidir.

32. Gıdaları pişirerek tüketmek vücudun ihtiyacı olan besinleri alma prosesini -gıdaları parçalama, hazmetme ve emilim işlemini- zorlaştırır.

33. Pişmiş gıdalar sınırlı besin sağlamanın yanı sıra vücudumuzda toksin olarak depolanarak birçok rahatsızlık ve hastalığa yol açabilirler.

34. Pişmiş gıdalardaki hasar görmüş enzimler sağlık için birçok yönden zararlıdırlar. Vücudun sadece bağışıklık sistemini olumsuz etkilemekle kalmaz, aynı zamanda beyin fonksiyonlarını ve enerji seviyesini de olumsuz yönde etkilerler.

35. Yaşlanmanın en önemli göstergelerinden biri de vücutta azalan enzim miktarlarıdır. Hücreler bölünmeyi yavaşlattığı ve hatta durdurduğu için bağışıklık sistemimiz görevini yapamaz hale gelir. Geeneksel beslenme sistemlerinde çoğunlukla pişmiş gıdalarla beslenildiği için vücuttaki enzim rezervleri belli bir süre sonunda tükenme noktasına gelir ve bu aşamada sağlıklı bir vücut için mutlaka enzim takviyesi yapılıyor olmalıdır.

36. Vücudu canlı, sağlıklı, genç ve güzel tutan enzimlerdir ve canlı gıdalar içerdikleri canlı enzimler açısından hiçbir gıdanın olmadığı kadar zengindirler.

37. Vücudun sağlıklı, parlayan bir cilde, gözlere, saç ve tırnaklara sahip olabilmesi için mutlaka antioksidan alıyor olması gerekir ki yine canlı gıdalar antioksidan deposu olarak diğer pişmiş gıdalara göre çok zengindir.

38. RALF, vücudun uygun asit/baz dengesinde, ideal pH ortamında, tutulmasını sağlayan en etkili beslenme biçimidir. Bu nokta çok önemlidir, çünkü asidik bir vücut ciddi akut veya kronik hastalıkların ortaya çıkması açısından çok uygun bir zemine sahiptir. Gıdaları pişirme sırasındaki ısıl işlem kullanılan tüm canlı gıdaları asidik bir yapıya dönüştürür ki bu sağıklı bir vücut için istenmeyen bir durumdur. Halbuki canlı gıdalar orijinal hallerinde bazik yapılıdırlar ve vücudun asiditesini düşürmeye yardımcı olarak rahatsızlık ve/veya hastalıkların gelişebileceği ortamların oluşmasını engellerler.

39. RALF çok yenilikçi ve yaratıcı bir yaklaşıma sahip! Hayata, sağlığa ve güzelliğe engel olan “her şeye” hayır diyor... Bu da yemek pişirme, işlem görmüş gıdalar, yapay tatlandırıcılar, konserveler, hayvan ürünleri, katkı maddeleri gibi tadı güzel ama “can”a kast eden vb birçok şeyin sonu demek... Bu nedenle RALF’i öldürmeye çalışanlardan neler duyacaksınız neler... Karar sizin RALF HAYAT demek, CAN demek... Diğerlerinin ne önerdiğini ise zaten biliyorsunuz....

40. Şunu hep hatırlayın yeter “Geleneksel beslenme yöntemlerinin dışında besleniyor olmak yanlış beslenmek anlamına gelmez, üstelik sonuçları yaklaşık yüz yıldır mucizeler yaratıyor ve bunu harika lezzetlerle yapıyorsa!..”


Kaynak: www.bmeal.com

Cumartesi Misafiri / 1 günden bişi olur mu?

Bu Cumartesi, evlendiğimden beri ağırlama fırsatı bulamadığım önemli misafirlerim vardı.
Misafirler aile büyüklerinden olunca menü de hali ile otomatikman büyüyor.
Bir de üstüne annemin yemek yapma konusundaki sonsuz desteği ile muhteşem bir akşam yemeği hazırladık.

Ben tüm gün Raw beslenme niyetindeydim. Ama zeytinyağlı dolmalar, mercimek köfteleri aklımı çeldi. Sonra kendimi strese sokmamanın da bu beslenme türünde önemli olduğunu düşündüm.

Ana yemeğe dokunmadan ( kuzu güveç - püre) zeytinyağlı sebze ve mercimek köftesi gibi daha sağlıklı olduğunu düşündüğüm yemeklerden ve bol salata yedim. Ayrıca eski beslenme şeklime bakıldığında himalaya tuzu ile pişirilmiş sebze yemekleri de oldukça sağlıklıydı.


Hayatımda zararlı olduğunu bildiğim / düşündüğüm birçok şey artık tamamen yok.

Kola
Süt
Peynir
Şarküteri Ürünleri ( Sucuk, salam vb.)
Kahve
Siyah çay
Sofra Tuzu
Beyaz Un
Beyaz Şeker

ve ben kendimi çok daha iyi hissediyorum.

Bunlar bile benim için büyük bir ilerleme.

Adı üstünde bu bir blog...

Bu bir blog.
Ben ne doktorum, ne bilim adamı. Ben sadece yaşadıklarını yazarak paylaşan biriyim.
Okumaya, yeni şeyler öğrenmeyi seviyorum. Öğrendiklerimi, okuduklarımı, yaşadıklarımı paylaşmak benim tercihim. Kimseye böyle yapın, şöyle yapın mutlaka mutlaka hiç demiyorum.

Benim ne yaptığımı merak eden yazdıklarımı okuyanlar da bunu gayet iyi bilen, hiçbir şeye körü körüne inanan insanlar değiller neyse ki...

24 Aralık 2009 Perşembe

Benim Güzel Buğday Çimim...


Bir haftada böyle birşey oldu çok mutluyum.

Buğday çimi suyu içmeme çok çok az kaldı.


Etiler'in ortasında, bir apartmanın en üst katında da oluyor işte.


Gayet basit ve keyif verici herkese tavsiye ediyorum.

21 Aralık 2009 Pazartesi

Neden Canlı Gıdalar ? / Doğru bildiğimiz yanlışlar 1

Küçüklüğümüzden beri hepimiz doymaya programlandık.

"Tabağındaki arkandan ağlar, aç ağzını uçak, hatrım için ye, vs."

Sofradan tıka basa doyarak kalkmaya alıştık.
Ama doymuş olmamız vücudumuzun da doymuş olması anlamına gelmiyor. Hücrelerimiz gerçekten doymadığı için, fiziksel açlığımız daha fazla yememize, tatminsiz olmamıza yol açıyor.

Çoğumuz yediklerimizin vücut dengemizi nasıl etkilediğinin farkında bile değiliz. Toksin ve kanserojen maddeler içeren yiyecekleri sanki bize hiçbir etkisi yokmuş gibi tüketiyoruz.

Ben bundan çok değil bir hafta önce her öğünde light kola tüketen, haftada en az 1 kere KFC, Burger King, Mc Donalds yiyen, bonfilesini çok pişmiş seven biri olarak gerçekten enterasan şeyler yaşıyorum. Canlı - İşlenmemiş Gıdalarla beslenme sayesinde vücudumdaki farklar bir yana zihinsel, ruhsal her anlamda farklar yaşıyorum.

Diyeceksiniz ki bir hafta da ne olabilir?

Vücut ona verdiğiniz her güzel şeye anında cevap veriyor. Ben bunu kendimde her bakımdan görüyorum. Sizlerin de yaşayıp görmesini çok isterim.

Yaptığım iki günlük detoks programının ardından ağzıma bir tek pişmiş, işlenmiş gıda koymadım.

Evet, kırmızı et, tavuk, balık, süt, peynir yok. İlk başta kulağa çok zor gelse de bazı şeyleri okuyup öğrendikçe iyi ki diyorum kendi kendime, iyi ki böyle bir karar verip bu yola girdim. Girdim ki beslenme konusunda doğru bildiğimiz birçok yanlışın olduğunu öğrendim.

Mesela bugüne kadar çooook faydalı olduğunu bildiğimiz süt. Kalsiyum açısından faydalı olduğunu düşündüğümüz o güzelim kaymaklı sütün bırakın kalsiyum desteği vermeyi; vücudun süt moleküllerini yararlı hale getirmeye çalışırken ekstra enerji ve vücudumuzda var olan kalsiyumu harcadığını öğrendim. Bu nedenle süt ürünleri ile beslenen kişilerin % 95'inde kemik erimesi gibi rahatsızlıklar oluşuyormuş.

Bir de kemik erimesi hastalığı riski taşıyanlara bol bol süt için derler!?

Aslında sadece yaşlılıkta değil, 1 yaşından büyük bir insanın süt içmesi hiç de sağlıklı değilmiş.

İnek sütünü bugüne kadar faydalı diye içtik; ama şimdi hep beraber bu yanlış bilgiyi unutuyoruz.

Peki ya inek sütünün yavaş yavaş zararlarının duyulması ile ortaya çıkan ve vejeteryan beslenenlerin tercih ettiği soya sütü çok mu masum?

Onun için de şöyle söyleniyor:

Bazı bitkiler kendilerini bakteri ve haşerelere karşı koruyabilmek için belli oranda zehir üretir bunlardan biri de soya fasulyesidir. Soya fasulyesi soya tripsin inhibitör denen beyin, pankreas ve sindirim rahatsızlıklarına neden olan büyümeyi engelleyen ve çok alındığında sonu kansere kadar varan bir zehir içeriyor.

Bu durumda acayip yüksek fiyatlara satılan soya sütü ve soya sütünden yapılan tofuyu da listemizden çıkarıyoruz.

Canlı gıdalarla beslenen bir insanın inek ve soya sütüne alternatifi ise kendi yapacağı ve içinde ne olduğunu bilip gönül rahatlığı ile içebileceği badem ve ceviz sütü.

Hem çok sağlıklı hem de çok lezzetli.

Keşke doğru bildiğimiz yanlışlar sütle sınırlı kalsa malesef benim de daha önce sağlıklı diye yediğim daha birçok zararlı besin var. Onları da paylaşmaya ve yenilerini öğrenmeye devam o zaman...

100 gr inek sütü = 118 mg kalsiyum
100 gr roka = 118 mg kalsiyum
100 gr brokoli = 130 mg kalsiyum
100 gr lahana = 187 mg kalsiyum
100 gr dereotu = 208 mg kalsiyum
100 gr susam = 1106 mg kalsiyum


19 Aralık 2009 Cumartesi

İlk hafta sonu / Şarap,peynir,simit...

Pişman değilim. Şarap, peynir, simit tabi ki yemedim.


Raw beslenmeye başlayalı tam bir hafta oldu. Geçen hafta bugün detoksa başlamakla ne iyi bir şey yaptığımı düşünüyorum. İlk başta detoks fikri çok uzak ve ürkütücü gelmişti. Ama lezzetten uzaklaşmadan da detoks yapılacağını öğrendim bile. Bu akşam yemeğinde Mandialina Rüyası içtik. Acayip lezzetli bişi. Muz, mandalina ve zencefilden oluşan yoğun bir içecek. Diet yaparken akşam saatinde muz yesem acayip pişman olurdum. Çünkü sizinde bildiğiniz gibi muz en kalorili meyve denir, sindirimi zorlaştırır denir. Tabi tüm bu söylentilerde insanın üzerinde farkında olmadan bir baskı yaratır. Şimdi ise rahatım. Kalori hesabından uzağım. Yediğim, içtiğim herşey çok lezzetli.

RALF beslenme ( Raw Living Food, Raw Food ya da çiğ beslenme) söylenişi olduğu gibi yapılışı da çok kolay gözükmüyor evet, birçok şeyden mahrum kalıyorsunuz. Ama bana göre bu mahrumiyet değil. Gerçekten isteyerek böyle birşeye tamamen ya da kıyısından köşesinden az da olsa bu sisteme uygun beslenilmeye başlanırsa sonuçların çok güzel olacağını düşünüyorum.

Diyeceksiniz ki bir hafta da nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? Emin değilim, sadece şu an ki halimden oldukça memnunum.

Sürekli muhteşem gitmiyor evet. İki kere başım ağrıdı. Bir kaç kere acayip acıktım ama önceden yaptığım diyetlerdeki gibi yemeklere saldırma, canımın acayip tatlı istemesi gibi durumlar olmadı. Belki daha önce yaşadığım tecrübelerden nasıl davranacağımı biliyorum. Özellikle sosyal ortamlarda bu işin ne kadar zor olacağını bilerek başladım. Mesela bugün bir ev partisi vardı. Menü öncesinden şarap, peynir, simitti. Şarap ve peynir tehlikeli, simitlere saldırır mıyım diye aklımdan geçirmedim desem yalan olur. O yüzden önceden yemeğimi yiyip gittim.

Orada herkes sıcak şarap içerken ben bitki çayımla çiğ bademlerimi yedim. Menü çok güzeldi, sofra iştah açıcı daha birçok şeyle doluydu ama ben pek etkilenmedim. Başka bir zaman olsa yiyemediğim için kesin sinirlenirdim. Kısacası kendimce zor benim için zor olacağını düşündüğüm günü oldukça keyifli geçirdim.

16 Aralık 2009 Çarşamba

Le Pain Quotidien Kanyon

İsmini söyleyemediğim o yerdeyim.

Raw Food'a uyan en azından sağlıklı bir salata yiyebileceğimi düşünüyorum.

- "Tulum peynirli salata istiyorum, ama tulum peyniri koyulmasın."

- " Pardon?!

Muhtemelen, servis yapan arkadaş deli olduğumu düşündü.

Ne yapayım, ben Raw besleniyorum da diyebilirdim. Ama demedim.

Raw derken?

Sürekli dışarıda olacağım bir gün!

Tehlike çanları mı çalacak, yoksa herşey süt liman mı olacak?

Bu akşam sosyalleşiyorum. Evde olamayacağım, üstelik. Karşı tarafta bir Operet izlemeye gidiyorum. Buraya kadar herşey normal. Diyeceksiniz ki adam gibi izle, dön evine.

Malesef işim o kadar kolay değil. Anneme söz verdim. Ve bugüne kadar bizlere anneler ve anneannelerden öğretilenlere göre benim yaptığım sağlıksız bi'şi.

Hatta 30 yaşında olduğumu bilen anneannem "sen büyüme çağındasın" ye diye diye beni uzun zaman elleri ile beslemiştir. Şimdi ise" ye, sen büyüme çağındasın" demese de "sen gençsin yakarsın" diyecek biliyorum.

Anlayacağınız bu akşam onlara yeşil yapraklı sebzelerin etten daha faydalı olduğunu, vitamin ve mineral yönünden eksiğimin değil, fazlamın olduğunu anlatmak durumunda olacağım.

Ve bu uğraşlarım tamamen bu beslenmeyi yerleştirene kadar devam edecek, arkadaşlarla gece çıkmaları, özel günler, yılbaşı, doğum günleri önümde aşmam gereken bir çok etkinlik olacak.


14 Aralık 2009 Pazartesi

2.GÜN


Bu sabah dün akşam kendimi bayağı yormuş olacağım ki biraz daha zor kalktım. Pazartesi'den sonra uyanmam hep zor olurdu zaten. En azından bu sabah kendime ayıracak kadar vaktim oldu. Sole ( Daha önce hazırladığım Himalaya Tuzu Solüsyonu) işimi kolaylaştırıyor. Sabah kalkar kalkmaz içtim. Kahvaltı için vakit olmadığından yanıma yiyebileceğim birşeyler aldım.

Hissettiklerim çok farklı; daha önce defalarca diet yapmış biri olarak kendimdeki farklılıkları gayet net görebiliyorum.

Sürekli bir sonra ki öğünde ne yiyeceğimi düşünerek geçmiyor.
Eskiden daha kahvaltı etmeden öğlen, öğlen yemeden, akşam ne yiyeceğimi düşünür dururdum.
Başım dönmüyor, halsiz hissetmiyorum. Aksine eski günlerime göre çok enerjik hissediyorum.

Öğlen bol yeşillikli, kurutulmuş domates ve cevizli bir salata yedim. Elma suyu içtim. Bugün yeni beslenme programı da elimize ulaştı. Artık evdeki ekipman ve malzememe göre bu programı uygulamaya çalışıcam.

Akşam
Semizotu salata
Raw domates çorbası*

1,5 saat sonra Zengrey*





* Tarifler: www.bmeal.com

RALF Beslenme Sistemi / İlk akşam

Akşam menümde bol yeşillikli salata ve humus vardı.
Humus'un sadece tadına bakmış olsam da acayip doydum. Doymak bir yana Humus'un lezzeti beni hayrete düşürdü. www.bmeal.comsitesinden aldığım tarifle Humus lezzetine yakın birşey çıkacağını düşünüyordum.

2 kabak
100 gr tahin
2 diş sarımsak
2 çorba kaşığı zeytinyağı ve
limon'un birleşiminden oluşan bu lezzetin haşlanmış nohuttan binbir eziyetle yapılan Humus'la lezzet konusunda yarışacağı aklıma gelmemişti.

Yaptım, tattım, tattırdım.

Süper bi'şi. Raw Food ile keşfettiklerimle her gün biraz daha şaşıracağım sanırım.

Raw Food'u yeni yeni öğrendiğim bu ilk günlerde tek bir çeşitle tatmin olamayacağım
belliydi. O yüzden dünden ıslattığım bademlerim ile Raw Badem Sütü de hazırladım. Badem'den elde ettiğim süt normal süte göre çok hafif, acayip bir lezzetli.

Ben sütü 300 gr Badem'den yaptım, yani tarifin iki katı şimdi bir kaç gün saklayabileceğim süt de hazır.
.
İlk gün bayağı hamarat çıktım. Umarım bu enerji ve isteğim ben keşfettikçe devam eder.

Sole ve yeni bir gün...

O kadar güzel uyandım ki... Bu güne kadar yaşadığım gaz sancıları ve ne yaparsam yapayım bir türlü kaybolmayan şişkinlik olmadan.

Bu sabah beni ikinci zorlu bir alan bekliyor. Evet hafta sonu belli bir program disiplin içerisinde ya da evde iken bu beslenmeyi yapabilmek oldukça keyifli kolaydı peki iş yerinde ne yiyeceğim. Ben de sizlerle birlikte ne yiyip yemediğimi, bu program süresince gelişimimi takip edebilmek ve sevdiklerimle deneyimlerimi paylaşmak için bu blog'u oluşturmaya karar verdim. Hep birlikte neler yaptım, yapamadım göreceğiz.

Bu sabah Himalaya Tuzu'ndan hazırladığım "Sole" ile güne başladım. ( Tarifini www.bmeal.com sitesinde bulabilirsiniz.)

Sabah, kahvaltı olarak 1 adet muz

Ara: Çiğ Badem, cashew, üzüm, kara buğday dan oluşan kokteyl yemişlerden bir iki adet yedim.
Bu beslenme sisteminde olması gereken katı meyve sıkacağı ve blender'ı alana kadar evde kendi yaratıcılığımla birşeyler yapmaya çalışacağım.

Öğlen, Enginarlı Avakodo Salatası ve Elma Suyu raw food için uygun bir seçim oldu.

Kendimi aç hissediyor muyum?
Hayır.
Tabi bunun yanında, bol bol su tüketmeye çalışıyorum.
Akşam eve gittiğimde yavaş yavaş öğrendiğim, tarifleri deneyeceğim.

Bakalım akşama kadar yemek yapacak enerjiyi bulabilecek miyim?




Market

İşte en zor olduğunu düşündüğüm parkur.

Ben bütün gün hiçbir katı maddeyi ağzıma sokmadan, markete gidicem ve nasıl olacak da, yememem gereken ürünlere saldırmayacağım. Gözün hiçbirşey görmeyecek, gözüne perde inecek deseler inanmazdım.

Evet gözüme perde inmedi ama; ne şarküteri, ne süt, süt ürünleri, ne et, ne balık, bütün o reyonlar iştahımı kabartmadı. Bunun için kendimi zorlamadım, ağzım sulanmadı.

İnanmayacaksınız belki ama, herşey kendiliğinden oldu.

En çok sebze meyve reyonunda oyalandım. Onun dışında çiğ yemişler, su, tahin, zeytinyağı ve su alarak çıktım. Üstelik her zaman markete ödediğim miktardan çok daha azını ödeyerek bi'dolu canlı, sağlıklı, yiyecekle oradan çıktım.


12.12.2009 - 13.12.2009

Sabah erken kalkmak, üstelik hafta sonu. Benim için olmayacak bi'şi!
Ama bu sabah bir hedefim var. O yüzden kalkmakta zorlansam da yapıcam.

Bugün beslenme programının ilk günü sıvı ağırlıklı bir beslenme yapılacak.
Bitki çayı ile başlayan günün, bu kadar lezzetli şeyler tadarak geçeceğini düşünmemiştim. Tatmak ve ne olduğunu anlamak, içinde canlı bir şeyler olduğunu hissederek onun bedene olan faydasını hissetmek. "Bunun içinde ne var?" diye lezzetten dört köşe merakla keşfetmek...

Bilinen detoks - arınma vs. gibi programlar çok sıkıcı olduğundan öyle bir sisteme en azından iki gün dayanırım diyordum.
Ama bu yaşadığım dayanmak bir yana, keyifle, huzurla geçirdiğim bir haftasonu oldu.

Herşey bu kadar olumlu mu, hiç kötü birşey olmadı mı, diyeceksiniz?
Evet ilk akşam eve gittiğim zaman hafif bir baş ağrısı hissettim ama hepsi bu. Daha önceden yaşadığım şiddetli başağrılarını düşünürsek, bu hiçbir şeydi.


İkinci gün:
Sabah metobalizmayı hızlandıran yine çok basit hazırlanan ve doğal bir içecekle güne başladım. Daha sonra programın gerçekleştiği "bmeal*"de yeni lezzetler tatmaya devam ettik. Bu sistemde yiyeceklerin PH seviyelerinin ne kadar önemli olduğunu, aslında bir sebzeyi pişirip bize yararlı olan enzimleri de yok ettiğimizi öğrendim. İlk başlarda zorlanacağımı düşündüğüm, RALF Beslenme sistemi yavaş yavaş olabilir hale gelmeye başlamıştı.

Orada öğrendiğim tarifler, bizim mutfaklarımıza daha uygun ve daha lezzetliydi.
Uygulamak eve gidip birşeyler yapmak için sabırsızlanıyordum.



Ara

Kafamda bu yeni beslenmeyi hayatıma sokmaya karar vermiştim. Endişelerimi, çevreden gelen yapamazsın, çok zor baskılarını duymazdan, görmezden gelmeye çalışıyordum.
Bu beslenmeye ilk giriş "bmeal"a özel bir arınma, temizlenme, beslenme programı ile başlıyordu.

Programa başlamadan önce ne istediysem yedim. Hatta bayram dolayısıyla biraz daha dozu artırdım diyebilirim. Tatlılar, çikolatalar, çekirdek ve Coca- Cola ikilileri, abarttığımın farkındaydım. Hep bu son derken aslında nasıl yeni bir yola girdiğimin de farkında değildim.

Bunca yiyeceği bir anda kesmek zor gelecekti.

Nasıl yapacaktım?

Giriş

Uzun zamandır silkelenip kendime gelmeye ihtiyacım vardı.
Doğru yolu bir türlü bulamıyordum. Geçmiş yıllarda diyetisyenlere gidilmiş, olumlu sonuçlar alınmış olsa da hep bir geri dönüş yaşıyordum. "Ne yapacağımı, nasıl besleneceğimi biliyorum ama uygulamıyorum" diyordum kendi kendime bir disipline, motivasyona ihtiyacım vardı.

Meğer nasıl besleneceğimi bilmiyormuşum.
Çevremde insanlar diyet ve beslenme ile ilgili ne yapıyorlarsa kulak kesilip uygulamaya çalışıyordum.

Uzun zaman görmediğim bir arkadaşımı görene kadar... Aslında onu ilk gördüğümde, diyet ve sporla bu hale gelmiş olduğunu düşünüp, nasıl bir diyet yaptığını sordum.

Cevabı: "Diyet yapmadım" oldu.
Farklı bir sistem, değişik bir beslenme sistemi dedi. Ve beni www.bmeal.com'a yönlendirdi. Önce gittim, görüştüm. Nasıl bir beslenme sistemine geçeceğimi anladım. Bana ikram ettikleri enfes tatlı beni etkilemeye yetmiş olsa da bu işi biraz araştırmak istedim. Internet bu sistemi anlamak için derya gibi bir kaynaktı. Yine de ben kitap* alıp okumak daha detaylı öğrenmek istedim.

Bu kitap ne kadar yanlış beslendiğimize bir giriş olmuştu. Yine de korkularım, endişelerim vardı. Benim gibi fastfood'la beslenen, et, balık, yumurta, peynir, şarap, ne varsa tüketen. Yemek yemeyi keyif olarak gören biri nasıl olacaktı da, sadece sebze meyve ağırlıklı, yiyeceklerin canlı olarak ( pişmeden) tüketildiği bu beslenme şeklini benimseyecekti. Şimdiye kadar bildiğim tüm sıkıcı diyetlerden daha sıkıcı bir şey olacak gibi geliyordu. Kitaptaki bilgiler güzel fakat tarifler bulamayacağım ürünlerle dolu ve karmaşık gelmişti.


www.bmeal.com

*İdeal Sağlık İçin Canlı Besinler
Çiğ Besinlerin
İyileştirici Gücünü
Kullanma Rehberiniz